Yükleniyor
Geçmiş Sergiler
Pitoresk İstanbul Dijital Sergisi
KOZMOZ Alfabeler Kumpanyası Sermik Sergisi
Rekreasyon Derneği "Resim Sergisi"
Sema Dinç Seramik Sergisi
Çekirdek Sanat Karma Resim Sergisi
"18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi"
Çanakkale Deniz Savaşı 18 Mart Zaferi başta olmak üzere yapılan deniz harekâtıyla tarihe damgasını vurmuştur. Mehmetçik 18 Mart günü dünyanın en güçlü donanmasını hezimete uğratmış ve “Çanakkale Geçilmez” diyerek müttefikleri Çanakkale Boğazı’ndan içeri almamıştır. Savunan orduların taarruz edenleri yenilgiye uğratmış olduğu örneklerden biri olması sebebiyle Çanakkale Deniz Savaşı; Türk milletinin gerçek kudretini, askeri ve siyasal varlığını bir kez daha kanıtladığı bir savaştır. Çanakkale Deniz Savaşı ulusal bilinci ve ulusal ruhu yeniden diriltmiş ve Türk Ulusu tarihteki seçkin yerini böylece almıştır. 2015 yılı işte bu şanlı zaferin yüzüncü yıl dönümü olarak ayrı bir öneme sahiptir. Zaferin yüzüncü yıl dönümü anısına Deniz Müzesi’nde düzenlenen “18 Mart Çanakkale Zaferi” Sergisi ziyaretçileri adeta o günlere doğru bir yolculuğa çıkaracak. Deniz Müzesi koleksiyonlarındaki Çanakkale Deniz Savaşı’yla ilgili yağlıboya ve suluboya tablolar, savaştan kalan mühimmat parçaları, savaşın kaderini değiştiren Nusret Mayın Gemisi’ne ait dümen, makine telgrafı, isim levhası gibi parçalar ve daha pek çok objenin yer aldığı bu sergide savaşın deniz cephesinde yaşananlar ve Nusret’in kahramanlık dolu öyküsü ziyaretçiye aktarılmaktadır.
"Ertuğrul Fırkateyni'nin Japonya Seyri ve Sonsuzluğa Uğurlanışı"
İstanbul Tersanesi’nde inşa edilerek 1863 yılında denize indirilen Ertuğrul Fırkateyni, Sultan II. Abdülhamit’in isteği üzerine Japonya’ya yapılacak dostluk ziyareti için seçildi. Gemi ile Japon İmparatoru’na Osmanlı Padişahı tarafından yazılan mektup, nişan ve içinde atların da bulunduğu çeşitli hediyelerin gönderilmesi kararlaştırıldı. Osman Paşa komutasında 14 Temmuz 1889 tarihinde 612 kişilik mürettebatıyla İstanbul’dan hareket eden gemi; Cidde, Aden, Bombay, Kolombo ve Singapur’a uğradıktan sonra Japonya’ya vardı. 13 Haziran 1890 tarihinde Osman Paşa İmparator Meiji’nin huzuruna çıktı ve Padişah II.Abdülhamit’in nişan ve hediyelerini takdim etti. Japonya’daki ziyaretlerini tamamlayan Ertuğrul Fırkateyni, İstanbul’a hareket etmek üzere 15 Eylül 1890 günü Yokohama’dan ayrıldı. Ertuğrul, dönüş seyri esnasında 16 Eylül 1890 gecesi yakalandığı bir fırtınada Ooşima Adası’ndaki Kaşinozaki burnundaki kayalara çarparak battı. Ertuğrul Fırkateyni, şehitlerini Japon topraklarına emanet ederken bu elim kaza, Türk-Japon dostluğunun başlangıcı oldu. Sonraki yıllarda iki ülke arasında samimi ve dostane ilişkilerin kurulmasına zemin hazırladı.
"Osmanlı Bahriyesinde Ahşap Sanatı"
Tersane-i Amire, İstanbul’un fethinin ardından kurulmasıyla birlikte Osmanlı Bahriyesi’nin idari merkezi ve gemi inşa faaliyetlerinin sürdürüldüğü başlıca yer olmuştur. Burada çalışan ve “Tersane halkı” olarak tabir edilen marangoz, kumbaracı, kalafatçı, burgucu ve oymacı gibi bir çok ustanın arasında, bugün Deniz Müzesi’nde sergilenen ahşap eserlerin yaratıcısı olan sanatkâr ustalar da yer almaktaydı. Tersane-i Amire’de gemi inşa ve tezyinat işleri ile meşgul olan marangoz, oymacı ve burgucu ustaları ahşap işlerini “Mağaza” denilen atölyelerde yapmaktaydı. Boya ve nakış tezyinatı ile uğraşan nakkaşlar ise “Nakkaşhane” denilen atölyede çalışmaktaydılar. Deniz Müzesi’nde örnekleri görülen gemi baş ve kıç armalarının, baş figürlerinin, gemi isim levhalarının ve padişah tuğralarının ilk envanter kayıtları incelendiğinde Tersane-i Amire’deki “Tavşan Mağazası”, “Oymacı Mağazası” ve “Burgucu Mağazası” denilen atölyelerde imal edildikleri ve müzeye buralardan geldikleri görülmektedir. Tersane-i Amire’nin atölyelerinde imal edilmiş ahşap eserleri; armalar, padişah tuğraları ve gemi baş figürleri olmak üzere üç ana başlık altında toplamak mümkündür. Arma; bir aileye, bir hükümdara, bir şehre ya da bir hükümete ait olan ayırt edici işarete denilmektedir. Osmanlı Devleti uzun bir süre padişah tuğralarını arma olarak kullanmıştır. Ancak tuğranın Batılı armalar karşısında anlaşılmaz bir simge olarak kalması, yeni bir arma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. 18. yüzyılın sonundan itibaren meydana getirilen Osmanlı armalarının en karakteristik özelliği, militarist bir görünümde olmalarıdır. Armada bir çok silah ve simge bir arada kullanılmış bu şekilde Osmanlı Devleti’nin güçlü ve geleneksel bir orduya sahip olduğu mesajı verilmek istenmiştir. Osmanlı arması Bahriye’de devletin bir simgesi olarak harp gemilerinin baş ve kıç tarafında ya da kamarasında, saltanat kayıklarının köşkünde, daire kapılarının üzerinde ve binaların içindeki süslemelerde kullanılmıştır. Gemi baş figürleri ise sadece Osmanlı bahriyesinin gemilerinde değil denizci bir çok devletin gemilerinde karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı Devleti gemilerde çeşitli hayvan figürleri kullanmıştır. Bunlar kuş, aslan, kaplan, at ve ejder gibi güçlü, yırtıcı ve düşmanda korku uyandırması beklenen, aynı zamanda estetik hayvanlardır. Osmanlı savaş gemilerinde ve Bahriye binalarında kullanılmış bu eserler, bulundukları yere gösterişli bir nitelik kazandırmalarının yanı sıra, sadece gemi inşa edilen bir yer olarak düşünülen Tersane-i Amire’nin bilinmeyen farklı bir yüzünü göstermektedirler. Bu sergide 14 adet gemi arması, altı adet gemi baş figürü, altı adet gemi modeli, 10 adet mobilya ve 26 adet muhtelif özdekte eser bulunmaktadır.
"İstiklal Harbinde Bahriyemiz"
Bu sergide Milli Müdafaa Cemiyeti, Muaveneti Bahriye Grubu, Bandırma Vapuru, ele geçirilen Yunan gemileri ve Şahin Vapuru’nun faaliyetleri anlatılmıştır. İstiklal Madalyası örnekleri, 10. Ağır Top Alayına ait sancak, Milli Müdafaa Cemiyeti kurucusu Binbaşı Muhittin Bey’e ait eşyalar sergilenmiştir.
"Bahriye Mektebi"
Bahriye Mektebi odasında 19. yüzyılda Bahriye Mektebi’nde kullanılan yazı tahtası, 1890 – 1906 yılları arasında okul gemisi olarak kullanılan Nüvid-i Fütuh Briki modeli, Bahriye Mektebi’yle ilgili çeşitli tablolar, Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın portreleri ile Mektep Nazırı Sait Paşa tarafından Fransa’dan getirilen boy saati ve Bahriye Mektebi Nazırı (1898) Hüseyin Hüsnü Paşa’nın kalem takımları sergilenmiştir.
"Türk Deniz Araştırmacılığı ve Deniz Haritacılığı"
Türkiye Cumhuriyeti’ne ait Denizler ve Boğazlarda denizcilere güvenli bir seyir yapmaları için gerekli bilgileri sağlayan ülkemizin bu alandaki en önemli kurumlarından biri olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Seyir, Hidrografi ve Oşinografi Dairesi (SHOD) Başkanlığı’nın 100’üncü kuruluş yıldönümü kutlama etkinlikleri kapsamında 13 Mayıs–13 Haziran 2009 tarihleri arasında “Türk Deniz Haritacılığı ve Deniz Araştırmacılığı” konulu sergi halkımızın ziyaretine açılmıştır.
"Tarihi Dalış Malzemeleri"
Deniz tarihi içinde önemli bir yer tutan sualtı hizmetlerinin yerine getirilebilmesi için geliştirilmiş ekipmanlardan oluşan Jeff Hakko'ya ait bu zengin koleksiyon, yaklaşık beş ay boyunca müzemizde sergilenmiştir. Yaklaşık 200 parçadan oluşan bu eşsiz koleksiyon, dalış tarihine ışık tutarak tarihsel süreçteki uluslararası dalış ekipmanlarını bir araya getirmiştir. 1990 yılından günümüze kadar dünyanın sayılı tarihi dalgıç malzemeleri koleksiyonlarından birini oluşturan Jeff Hakko'nun koleksiyonunda başta dalış başlıkları olmak üzere tulumba, fener, ayakkabı gibi birçok dalış ekipmanı bu sergide ziyaretçileriyle buluşmuştur.
"Oğuz AYDEMİR İpek Hatıra Mendilleri"
Uzun yıllar insanlar arasında önemli bir iletişim aracı olarak kullanılagelen mendillerin renklerine, nakışlarına ve desenlerine ayrı ayrı anlamlar yüklenerek muhataplar arasında gizli bir dil oluşturulmuştur. Hayatımızın hemen hemen her karesinde yer alan ve günümüzde unutkanlık çengeline asılmış olan mendiller kültürümüzde de önemli bir imge olmuş ve hayatın unutulmaz anları mendil aracılığıyla anlamlı hale getirilmiştir. Bunun yanında özellikle Avrupa’da yaygın olan ‘önemli olayların anısına mendil bastırma geleneğinin Osmanlı’da da benimsendiğini görmekteyiz. İşte Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi ile ilgili savaşları ve tarihi simgeleri de yansıtan 73 adet hatıra mendili siz sanatseverler için hazırlanmıştır. Bu sergide, Oğuz Aydemir'in koleksiyonunda bulunan, 1856 yılında Kırım Savaşı’nın kazanılması anısına bastırılan ve savaşı yöneten komutanların resimlerinin yer aldığı mendil, Çanakkale Savaşı öncesi İngilizler tarafından yapılan ve İstanbul'un alındığını gösteren mendile ek olarak, Hicaz Demiryolu, Atatürk, Sultan Abdülaziz, Sultan 5. Mehmet, Enver Paşa'nın Sivas'ı Ziyareti, Hamidiye Kruvazörü, Osmanlı Donanma Cemiyeti, Mahmut Şevket Paşa, Mısır Hatırası, 1897 Yunan Savaşı, Osmanlı Meclis-i Mebusanı, Mithat Paşa, Hava Şehitleri, Bulgar Mezalimi ve köşelerinde sevgililere yazılmış övgü dizelerinin yer aldığı mendiller gibi tarihe ışık tutan, baskılı ipek mendil eserler yer almaktadır.
"Gemi Salonu"
Bu salon canlandırmasında Atatürk’ün yatı Savarona’da kullanılan orijinal yemek takımları Atatürk’ün 1937-1938 yıllarında Acar Botu’yla yaptığı gezilerde kullandığı yemek takımları ile Rauf Orbay’ın komuta ettiği Gazi Hamidiye Kruvazörü’ne ait orijinal salon mobilyaları sergilenmektedir. Ayrıca bu odada, ressam Refik Aziz tarafından yapılan “Mustafa Kemal Atatürk Ertuğrul Yatı’nda Öğle Yemeğinde” adlı yağlıboya tablo, ressam Cumhur Koraltürk tarafından yapılan “Savarona Yatı” ve “Hamidiye Kruvazörü” adlı yağlıboya tablolar ile Hamidiye Kruvazörü’ne ait saat bulunmaktadır.
"Kabul Odası"
Bu odada, Bahriye Divanhanesi’nde (Bugünkü Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Binası) kullanılmış sandalyeler, sedef kakmalı, Şam İşi sehpalar, ressam Ivan Constantinovitsch Aivozowski tarafından yapılan deniz konulu yağlıboya tablolar, sancak gemilerinde kullanılan Amiral/Subay Salonlarına ait marketöri masa, ressam Refik Aziz tarafından yapılan “Turgut Reis” ve “Barbaros Hayrettin Paşa” adlı yağlıboya tablolar, 19. yüzyıl gemilerinde kullanılan ayaklı saat, Tersane-i Amire yapımı, sedefli kütüphane ve barometre, çekmeceli marketöri sehpa ve Sultan II. Abdülhamit (1876-1909) tarafından yapıldığı değerlendirilen mücevher dolabı sergilenmektedir.
"Oramiral Kemal KAYACAN Odası"
Yedinci Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal KAYACAN (1915-1992) 44 yıllık bahriye yaşamıyla Deniz Kuvvetlerimizde silinmez izler bırakmıştır. 1974 Kıbrıs Harekatının deniz safhasını idare eden KAYACAN deniz ticareti ve ulusal deniz politikaları konusunda da önemli girişimlerde bulunmuştur. Bu odada kendisine ait muhtelif eşyalar sergilenmektedir.
"Osmanlı Bahriyesinde Ahşap Sanatı"
Bu sergide, Osmanlı Donanmasında kullanılan ahşap eserlere ait örnekler yer almaktadır. Dünyanın en büyük arması olma özelliğini taşıyan, 14,50 m. uzunluğundaki Orhaniye Fırkateynine ait baş arması ile 8 m.lik uzunluğuyla yine dünyanın sayılı armaları arasında yer alan Aziziye Fırkateynine ait armanın bulunduğu sergimizde, 7 adet gemi baş figürü, 23 adet tuğra, 27 adet gemi isim levhası, 22 adet arma ve 45 adet muhtelif ahşap süslemenin yanı sıra, çeşitli tablo ve gemi modellerinden oluşan toplam 142 adet eser ziyaretçilerini beklemektedir.
"Denizcilik Eğitim Odası"
Eğlendirirken öğreten çeşitli gemi puzzlelarının, gemi yapım aşamalarını gösteren maketlerin, denizci bağlarının yapımını gösteren şemaların ve halatların, gemilerde görev dağılımını anlatan panoların, harita okumayı anlatan eğitici haritanın, gemiler arası iletişimde kullanılan işaret sancakları, gemi düdükleri, seyir fenerlerini anlatan renkli panoların yer aldığı bu oda; özellikle çocuk ziyaretçiler için tasarlanmıştır. Odada ödünç kitaplık ve kafeterya hizmetinin yanı sıra İstanbul Deniz Müzesi’ni anlatan DVD film gösterimi de yapılmaktadır. Odada ayrıca ziyaretçilerin; müzenin tarihçesi, birimleri, koleksiyonları ve Türk Denizcilik Tarihinde önemli bazı savaşlar, gemiler, kişiler hakkında bilgi ve fotoğraflara rahatlıkla ulaşabilecekleri 7 adet Kiosk (Dokunmatik Bilgi Terminali) bulunmaktadır.
"Yavuz Odası"
Yavuz Kruvazörü 1911 yılında Blohm Voss AG firması tarafından Hamburg’da inşa edilmiş, “GOEBEN” adıyla 1912 yılında Alman Donanması’nda 1914 yılında ise “YAVUZ” adıyla Osmanlı Donanması’nda hizmete girmiştir.1950 yılında ise hizmet dışına çıkartılmıştır. 25.400 tonluk, 186,5m. boyunda ve 29,5m. genişliğindeki kruvazörün I.Dünya Savaşı’na girişimizdeki rolü nedeniyle tarihsel bir önemi vardır.Yavuz Kruvazörü’ne ayrılan bu odada, hizmet dışına çıkartıldıktan sonra gemiden çıkartılan makineler, top tareti, isim levhaları, top mermisi, kampana ve Cumhur Koraltürk imzalı “Yavuz Zırhlısı’nın İskeleden Görünüşü”, Salih imzalı “Yavuz Kruvazörü’nün İskele Bordadan Görünüşü” ve Rahmi Pehlivanlı imzalı “TCG Yavuz”isimli tablolar sergilenmektedir.
"Denizde Türkler Sergisi"
Türklerin öncü denizcisi Çaka Bey ile 1081 yılında başlamıştı bu uzun yolculuk. Görkemli bir deniz gücü için ilk adımlar o dönemde atıldı. Umur Bey, Kemal Reis, Barbaros Hayrettin Paşa, Turgut Reis gibi ünlü denizciler ile Türk Deniz Tarihi’nin altın sayfaları yazılırken, ünlü deniz bilimcisi ve kartografı Piri Reis eşsiz eserleriyle denizcilik tarihinde büyük yankılar uyandırdı. Bu uzun ve heyecan dolu yolculukta ağır kayıplar da verilmişti. Ancak yenileşme ve gelişme çabalarından, büyük bir imparatorluğu yaşatmak için verilen olağanüstü mücadelelerden hiçbir zaman vazgeçilmedi. Şanlı Türk Denizcilik Tarihine adlarını altın harflerle yazdırdı Mahmudiye, Hamidiye ve Nusret... Rota yeniden aydınlık ve çağdaş bir yola çevrildi. Köklü bir tarihi miras, kurumsallaşmış denizcilik geleneğiyle bugünün güçlü, modern ve çağdaş deniz kuvvetlerinin temelleri atıldı. “Denizde Türkler Sergisi" de işte bu köklü Türk denizcilik tarihine ışık tutmaktadır. Daimi sergi olarak planlanan bu sergide, Türklerin denizle tanışmalarından erken Cumhuriyet dönemine kadar geçen 10 asırlık süreç, sergilenen 134 eser ile kronolojik ve tematik olarak ziyaretçiye sunulmaktadır. Ayrıca envanterimizde büyük yer tutan silah koleksiyonu bütünsel olarak sergilenmekte ve ziyaretçilere görsel bir şölen sunmaktadır. Seyir aletleri ve Piri Reis’in değerli eseri Kitab-ı Bahriye’nin el yazması kopyaları ile Türk denizciliğinin gelişimi ortaya konmakta; çeşitli tablolar, tarihe tanıklık etmiş gemilerin modelleri, silahlar ve daha pek çok nesne ile deniz harp tarihi gözler önüne serilmektedir.